Aklından Bir Ülke Tut Berra ve Murat

 

Bugün yola çıkalı altı ay oldu. Her şeyi geride bırakalı, bir hayalin peşinden yola düşeli altı ay…

Yıllarca her doğum günümde, her yıl başında, her hıdrellezde aynı şeyi diledim ben; dünyayı görmeyi... Peki bu kadar kolay mıydı bu? Ev, araba, yazlık üçgeninde konforlu bir uyuşukluk alanı içinde yaşıyorken, bir şirkette yönetici pozisyonunda çalışıyorken, hali hazırda her ay zaten yurt dışı seyahatleri yapıyorken, arkadaşların, ailen hepsi senin etrafındayken, hayat ekonomik olarak seni her açıdan zorluyorken kolay değildi elbet.

Biz hepimiz dünyaya geldiğimiz andan itibaren yukarıda saydıklarımı elde etmek için bir yarış atı misali bir sınavdan diğerine koşuyoruz, iyi şirketlerde işe gireceğiz diye kendimizi parçalıyoruz, sabah karanlıkta yola çıkıp, akşam karanlıkta eve dönerken bir de trafiğin çilesini çekiyoruz, çok çalışıp terfi ediyoruz,
yeni ünvanlar alıp daha çok çalışıyor ve kazandığımızla vazgeçilemeyen tüketim çılgınlığının birer neferi oluyoruz. Bize sınırları çizilen tatil günlerine her şeyi sıkıştırmaya çalışıyoruz.
Pazartesi gelince de, daha dinlenemeden yine yorgun bir şekilde yeni haftaya merhaba deyip, kendimizi başkalarının başarı hikayeleri ile motive etmeye çalışıyoruz.

Sistem böyle işliyor, toplum seni atladığın her basamaktan sonra bir diğerine zorluyor. Bekarsan evlenmeye, evliysen çocuk yapmaya…

Sistemin bizi bir hamster çarkının içindeymişcesine koşuşturduğu bu düzene daha fazla dayanamayacağımızı görünce benimle aynı
duygular içinde olan eşim Murat’la, sahip olduğumuz her şeyi geride bırakıp sıfırdan başlayalım dedik hayata. Yeni doğmuş bir bebek gibi merakla ve heyecanla… Ve yola çıktık!

İyi ki de çıkmışız diyorum hep tüm zorluklarına rağmen. Hiç pişman olmadım bugüne kadar. Yoksa nasıl öğrenirdim beş yıldır Moskova’da tek başına yaşayan 23 yaşındaki Bolivyalı Alehandro’nun ne kadar güzel kalbi olduğunu, Moğol sevdiceğinin peşinden yollara düşen Murat Abinin hikayesini, Hindistan’da katıldığım yemek kursu sahibi Sashi’nin yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayatta kalmayı başarabildiğini, genç yaşlarında ailelerinden ayrılıp birbirine tutunan ve on yıldır dünyayı yaşayarak dolaşan Natalie ve Sergey’in hayatını, Nepal’deki insanların ne kadar güler yüzlü Kore’dekilerin ne kadar yardımsever olduğunu…

Değişiyorum… Yıllardır üzerime geçirdiğim katmanlar halindeki kabuğumu bir yılan gibi bırakıyorum gittiğim her şehirde. Her geçen gün daha azla yaşamayı öğreniyor
daha çok şükrediyorum. Bolca kitap okuyorum, daha çok karşımdakini dinliyorum. Kendimle çokça vakit geçiyorum. Yıllardır ne kadar yalnız bırakmışım meğer…

Kendi hikayemin kahramanı olmak istedim ben bu dünyada. Kaybedeceğim şeylerin korkusundan arınıp özgür olmayı, bir yere yetişme telaşı olmadan anın keyfini çıkarmayı, her hücreme kadar sevgi dolu olmayı ve onu paylaşmayı…

Tecrübe edecek daha çok şey, biriktirecek daha çok anı, görülecek daha çok ülke var önümde. Heyecanla bekliyorum : )

Aklından Bir Ülke Tut Berra ve Murat
Aklından Bir Ülke Tut Berra ve Murat Nepal

Edit: bir soru gelmiş peki sonunu düşünüyor musunuz diye. Bundan bahsetmemiştim ama sadece şunu söyleyebilirim ki:
“Sonunu düşünen kahraman olamaz”

Ve sizler icin de bir dileğim var: Hayalleriniz kaderiniz olsun!

Bu yazıyı 6. ayda yazmısım. üzerinden 3 ay daha gectı. yolculuğun 9. ayı içindeyiz. su ana kadar 13 ülke oldu. bundan sonraki rota Avustralya. Daha 1 yıl kadar yolumuz var diğer kıtalarda da.

Eşim Murat 35 ben 33 yaşındayım. ikimizde farklı firmalarda satış pazarlama alanında yöneticiydik. Seyahat etmek için işlerimizden istifa ettik ve yola çıktık. Aslında sıfırdan yeni bir hayata başladık. Geriye dönüp baktığımızda hiç de pişman olmadığımızı görüyoruz. İyi diyorum hayallerimizin peşinden gidecek cesareti göstermişiz.

Döndükten sonra geride bıraktığımız ofis hayatına dönebileceğimizi sanmıyoruz. Aslında dönüşü pek düşünmek bile istemiyorum yollar çok güzel çünkü : )

Bütün bu yolculukları kısıtlı bir bütçe ile yapıyoruz elbet. Çoğu zaman otostop çekerek seyahat ediyor, bulduğumuz en ucuz hostel yatakhanelerinde kalıyoruz. Kamboçya’da bir karabiber tarlasında yemek ve yatacak yer karşılığında bir hafta çalışıp hem hiç para harcamadık hem de yeni bir şeyler öğrendik mesela. Şimdi ise Bali Adasında bir pirinç tarlasında çalışacağız bir hafta. Yollarda sürekli yeni insanlarla tanışıp, yeni maceralar yaşıyoruz. bu da bizi zenginleştiriyor tabi. Anılarımız en büyük zenginlik kaynağımız bizim.

Berra Çuhadar Demirel

https://aklindanbirulketut.com/

 

moskova (14)
Aklından Bir Ülke Tut Dünya Seyahati Moskova

 

MOĞOLİSTAN GOBİ ÇÖLÜ
Aklından Bir Ülke Tut Moğolistan Gobi Çölü

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X

Pin It on Pinterest

X